4 Kasım 2010 Perşembe

taş.

bir yağmur yağıyor, bir güneş açıyor bugünlerde. bir gün yağmur yağıyor, bir gün güneş açıyor. pek sevilmez böyle havalar. herkes bir karar bekler havadan, ya yağmur yağsın, ya güneş açsın istenir. ben de öyle istiyorum. sabahları uyanıyorum; odam güneş alan bir pencereye sahip olmadığından havayı hissederek tahmin etmeye çalışıyorum. üşüyor muyum? soğuk mu? bugün sıcak galiba? bir de yatağıma bitişik kalorifer peteği ve kalorifer boruları var, yanıyor mu diye bir bakıyorum. yanıyorsa hava soğuktur, asla yanılmaz. malum, kapıcı tasarruftan nasibini fazlasıyla almış; eğer insanın üşümek hissini hissetmesi için gereken belli bir sıcaklık değeri varsa, bu değerin bir derece fazlasını bile hissedebilir, havanın sıcak olduğunu ispatlayıp kalorifer yakmak gibi bir zahmete katlanmaz bu kapıcı. ömrümün mihenk taşlarındandır diğer taraftan kendisi. annemin, babamın bana küçüklüğümden bu yana söledikleri zölerden birisidir; "hele bir büyü, bir hayata atıl, ev geçindirmeye başla, bizi anlayacaksın!" bana annemibabamı anlatan ilk zat diyebilir miyim? çünkü bahsi geçen ve atılınması gereken hayat gibi davranıyor bu adam. bana ay başı, ay sonu, bütçe hesapları yaptıran, param yok, biraz idare et dedirten ilk zat zira. öyle ya; her mihenk taşı uzun saçlı, güzel kılıklı olmak zorunda değil. bazen kısa saçlı, haciz memuru kılığında da olabiliyor.

bugün kendimi eğlendirdim, sanırım doğru oldu bu. aslında incelersem, hem de öyle derin anlamlarını değil, sadece yüzeyini incelersem bile gerçek ortada: kendimi kandırdım. fakat şöyle bir durum var; insan kandırılmak istemez. ben kandırılmak istemem. hoş bir durum değildir çünkü. hem de kandırıldığını bile bile. arada yapıyor işte. kandırıldığını bile bile, kandırıldığı durumdan mutlu oluyor. kalorifer peteği mesela. yanmıyorsa sıcak diyorum. halbuki kandıran kapıcı. kasım ayındayız! kandırıyorum işte soğuğu (!) fakat gözümün önünde birisi titreyip duruyor. kulağımda tir tir titreyen sesini de duyuyorum. kandırılan biri daha. peki ya kandıran? mihenk taşı demiştim ya; her mihenk taşı kandırmıyor. her mihenk taşı uzun saçlı da değil belki. dikkatimi çeker hepsi kılıktadır. güzel kılıkta, haciz kılığında vb. kendi olamayan mihenk taşı, kendini mi kandırır? uzadı. uyumalı.

1 yorum:

psişik dedi ki...

Allahım. Ne kadar mesudum. Sonunda yazdın. Su içmek gibiydi.
Su gibi aziz ol.