28 Temmuz 2010 Çarşamba

köz



içimde birşey közlüyorlar sakit
sen geldiğinde aklıma
aklıma değil de
kalbime geliyosun gelince
işte o vakit
bir köz kokusu burnumda
anlıyorum
ucu yanmış kalbimin
gelişine mutekit

resİSTANce


Muse ' Resistance' video - watch it here!
Yükleyen itnmusic. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

sana dokunsam bir şeyler değişecek sanki



saçlarınla oynarım
ve ağzım ağzını öptü ise
çünkü içi sözle doludur
elim eline değdi ise
çünkü elin yaratılmış işler doğurur
gözlerine baktım ise
ki bakmışımdır
onlar bir denizi sezme derinliğindedir
ve saçlarına
ve boynuna
ve omuzlarına
baktım ise
ki bakmışımdır
onlar bir kuşun uçuşunu sezme derinliğindedir
ey sözlerim benim
onlar ki bana
herzaman
diriliş verenedir
meselem bitmeyendedir

edip cansever

24 Temmuz 2010 Cumartesi

kökler

büyürken
geri dönmem sandığın
köklerin huzuna inince
aldığın
an'ılarla köpürmüş
bir fincan kahve
balkonda annenin sardunyaları
eski odanda bulduğun kitaplar
gizli saklı içilen sigaralar
mutfakta sigara börekleri
kızartılan, sohbetler
çay deminde ana kucağı
sofra tadında baba ocağı
kardeş yanı...

büyürken
verdiğin yapraklar
açtığın çiçekler
köklerindir toprağın altında

karanlığının aydınlığı

gölgen gibi
hemen ardında
her adımda
farketmeden
bir damarın atışı gibi
durmaksızın sayıkladığı

23 Temmuz 2010 Cuma

gri west kayalıkları


evet dün sızacaktım zaten ama nedense son kez senin sesini duymak istemiştim. sonra da sızmıştım astral ortamlara. ve astral ortamlarda akılmadığını sadece oraya sızılabildiğini tekrar ispatlamıştım kendime. içimdeki sızılarımdan sonra, artık kimseye birşey ispatlama gerekliği duymadığımdan mıdır, yoksa narsizmimin şahikasında yalnız takıldığımdan mıdır, bütün sızılarımı bastıracak bir zırh gibidir benim kendimlelikliğim. ve sabah uyanır uyanmaz senin mesajını gördüm.
gri west mi içiyorsun sen?
sesini de duydum gerçekten. her maddenin çıkardığı ses kendine özgüdür, kendini anlatır. senin sesin de çok sana özgü ve senden daha çok şey anlatıyor bana. ulu bir kayalık gibi, bir dağın zirvesindeki. ve tepesine oturabiliyorum sesinin.
sabahları hep işe geç kalırım. işler geç kalmak içindir çünkü. hep bir kahve, fazladan bir sigara için vakit olmalıdır. ve inadına geç kalmalarım, benim bu kölelik düzenindeki kelepçelerimin, belki de tek hareket alanıdır. şimdi yine işe geç kaldığım ve sana sızdığım bu sabahta, ankara çantasına koyacak kıyafet bulamazken, ikinci gri westimi de bitirdim. sabah uyandığımda acıyan ciğerlerime inat yaktım hem de ikincisini. sanırım bedenime de kızgınım. yemek, içmek, uyumak ve para kazanmak zorunda olduğu için.
yarım bırakmak lazım bazen. tam da yarım bırakma zamanı gibi geldi şu zaman. o zaman kulaklıkları takıp, otobüs, metrobüs, mecidiyeköy, kalabalığı ve iş ritüelleriyle savaşma zamanıdır.
sen uyu dağımın tepesindeki kaya.lık.
belki aklımın bir katmanı aslında senin rüyanda, senin kayalıklarının tepesinde, mutedil dalgalı bir denizin, dalga seslerini dinliyordur da değiyordur bütün bu olacaklara.
evet gri west içiyorum uzun zamandır.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

yalnız

yalnızlık var mı biraz usta?
çok değil
yeter
kendime kadar olsa
telefon çalmasa
kapı açılmasa
pencereden bakılmasa
hele şu sıcaklarda
Usta ordan bol buzlu bir yalnızlık doldursana…


kendimle konuşasım bile yok
düşünceler durmuş akmıyorlar
akreple yelkovan sanki küs
birbirlerine bakmıyorlar
ne saatin pili takılsa
ne düşüncelerin kilidi açılsa
yalnız
sessizlik
Ustam, tiktaksız bir yalnızlık şarkısı çalsana…


komşum Necla teyze geliyor kapıya
kek yapmış bana
kapının önünde
elim uzanmıyor kapı koluna
dönüyorum parmaklarımın ucunda
kedim sarı gözleriyle bakıyor bana
yanına yatıyorum
yalnız kalmak istiyorum diyorum ona
kafasını koyuyor avucuma
yumuyor gözlerini
anlamış gibi söylediğimi
dalıyor uykuya

yap a yalnız kalıyorum odada
yalnızlığın sessizliğini dinlerken şurda
usta, yalnızlıkla ilgili bir masal anlatsana…

yalnızlık lazım bu yalnız akşamlarda
o kadar sek bir yalnızlık olmalı ki
sadece ben olsun dünya
aşkları aldatmamış
dostları terk etmemiş
hatta döllenmemiş
bir yumurta gibi ana rahminde
kısacık bir an yalnız kalıp
sonra yok olsa

Ustam, şurdan bir kişilik yalnızlık uzatsana…

18 Temmuz 2010 Pazar

istanbol

konstantinapolisten bu yana
böyle devrim görülmedi mirim
hayırlı uğurlu olsun
vurduk cinsel devrimin gözüne gözüne
burası istanbol
kimsenin aradığı ilişki değil
ayırd etmeden evlisi bekarı
umursamadan cinsiyeti adedi yaşı
doldurup dans pistlerini
dans ederler
sürtüne sürtüne
gece klüpleri ağzına kadar dolu
kerhaneler dolu
yataklar yorganlar dolu
her yer dolu bu şehirde
ta grekten yana beri görülmedi böyle eğlence
kalpler hariç
her yer dolu
cinsel devrime bak hele!

mungan dağı

her kalbin bitki örtüsü farklıdır
diğerinin
otundan çiçeğinden
her mizacın farklı rüzgarı
nemi, mevsimi
tabiatı gereği
unuttuğu ya da
bilmediğinden

---

hayvandı acı
bildim
hiç kimse olana kadar hepsi benim
birbir kapınızı çalan

---

duvardan geçmek bir şey değil,
etten geçtin mi sen?

---

nefes gibi
aldıkça
aramızda soluyan
kor
ya etini soyun
ya zırhını kuşan

---

gözgöze gelmekle aşılmaz
doruğu gölgeler seni
bazı bakışların

---

rüya görmeyenler kaybolmaz
içini görmeyene
uçurumun yankısı tekin değildir

---

ayaklarının altında kör sözcükler
diktiğin şehirlere baka baka
çektiğin yurtsama
kimse anlamaz seni



---


yardan aşağı yürüdükçe
kazandığın cisim
ağdığın dünya!

---

senin dolaşık aynan
benim yüzümü alır mı?
sustuğumu okur mu?
sarp bilmez gözlerin
demeden sezdirmeden
gider mi?

göğe asılmış ellerim
kelime alır mı dua
dalımı vuran artar mı
eksilir mi?

o gitti
ya benden kopan döner mi?

---

sanma gittim buralardan
mürekkebin hafızasında saklı söz seğirir yazdıkça
geçtikçe, kaldıkça
döneceğim bir gün
söz!

---

14 Temmuz 2010 Çarşamba

olur da



yağmur gibi bastırırsa bir gün
aşk üstüne
bedenin
hazları kovalayıp
kaçırdığı da
olur

10 Temmuz 2010 Cumartesi