19 Ocak 2025 Pazar

Taş

 taşa takılma

takıldıysan

takıldığın taşla

yolundan dönüp de savaşma

An Kara

 









ah ankara

derler ki sana

bir tek denizi özlerim orda

bilmez bunu söyleyen 

ankaranın insanı deniz derya

ben hiç bir yerde görmedim orda

gördüğüm dostluğu, arkadaşlığı da

11 Ocak 2025 Cumartesi

sayemde

Tertemiz bir kağıt seçersin. 

Güzel de yazan bir kalem. 

Özenerek yazmak üzere oturursun. 

Neler neler yazacaksındır, 

O bembeyaz sayfalara. 

Okuyanın gözleri,  

bir kuş sürüsünün dalgalanarak uçuşu gibi, 

dolaşacak satırlar arasında 

ve aynı bir kuş gibi hafif hissedecek dersin.

Sonra,
    kontrol edemediğin,
                          beklenmedik,
                                    saçma bir şeyler olur. 

Düşünmeden yediğin sandviçin içindeki 

                                                               peynir düşer ve yağ olur sayfa.  Ya da kahveye çarpar elin 

dökülür kazayla.

Artık eskisi kadar temiz ve ilham verici değildir sayfa.

Hevesin kaçar. 

Sayfayı leke yüzünden atmak istemezsin. 

Ama artık o sayfaya yazmak da.


Bu sabah böyle hissederek uyandım.


Sanki çok güzel bir kağıt ve kalemim olmasına rağmen 

aptalca, 

düşüncesizce, 

beceriksizce 

kağıdı kirletmiş 

kullanılamaz hale getirmişim gibi.


Aslında başka amaçlar için kullanılsa

                                                              ya da başka birinin eline geçse 

çok daha etkileyici  olacakken,  

                                  kafasına sadece kağıt gölgelik yapan birinin eline geçmiş gibiyim, 

                                                                                                           ve o vizyonsuz bizzat benim.


Sınavdan kaldığım kesinmiş de, 

                                             kaçla kaldığımı öğrenmeyi bekliyor gibiyim.


Sanki kurallarını öğrenemediğim bir oyunda 

                                                                  beni kandırıp 

                                                                            sürekli yeniyorlar

ve zaten 

                    kazanmama hiç izin vermeyecekler gibi.



Üniversitede Saye adında bir kız vardı. 

Uzun, sağlıklı kumral saçları, avrupai yüz hatları, rahat tavırları ve derslerde girişkenliğiyle, sınıfın her

anlamda en dikkat çekici kızıydı.

Dikkat çekemediği zamanlarda, çizim masalarının üstüne çıkar zıplar bağırmaya başlardı.

"Herkes bana baksın, herkes bana baksııııaaaaannn"

Okuldayken sessiz ve silik bir tip olduğum için dikkatini  çekmemiştim. 

Benim kadar güvensiz ve iddiasız biri için fazla havalıydı. 

Büyük bir bankaya işe girdiğimde benimle daha sık görüşmeye başlamıştı. 

Bir gün bankadan bir arkadaşımla  otururken bizi aradı evine  davet etti. 

Gop'daki evine geleceğin parlak müdür  adaylarından çapkınlığıyla meşhur Orkunla gitmiştik. 

Evine  girdiğimizde bizi odasına aldı. Orkunun elinden tutup birlikte yatağa uzandı. 

Mumlar plaklar ve  hazırlanmış ortamla  sadece onunla  tanıştıracağım adama 

 hazırlanmış gibiydi. İkisini baş başa bırakıp salondaki kitaplığa gittim. Döndüğümde 

 aldığı bikiniyi giyip  göstermek için ısrar ediyordu ama Orkun ayaktaydı.  

Acelesi ve yetişmesi gereken bir yer olduğunu kalkmamız gerektiğini söyleyerek kaçtı.

O kadar güzel bir kızın kendini o hallere sokması çok garip gelmişti.

Ama anladım ki Saye istediğini elde etmek için her şeyi yapan o kızlardandı.

Ben değildim.


Saye bir gün sevgilimi ayarttı. İkisini de bıraktım.

Sonra bir gün okuldaki yakışıklı ve genç hocalardan birinin ani bir şekilde karısından boşandığını

ve Sayeyle olmaya başladığını duyduk. Bir süre birlikteydiler.

Sonra o hocanın en yakın arkadaşının karısından boşanarak Sayeyle olduğunu duyduk.

İki arkadaş küstüler.

Saye adamla evlendi.

Kocasının Bölüm Başkanı olduğu okulda

                                                             Profesör oldu.


Bense Hiç.


Sanki tek şansım olan bir sınavda, 

sınav kağıdını mahvetmişim 

ve şimdi 

sınav kağıdı olarak 

kendime bakıyor gibiyim.


Kurallarını hiç sevemediğim bir oyunda

Kaybedeceği baştan belli olan

Ve hiç bir gruba kabul edilmeyen o kişiyim.





3 Eylül 2024 Salı

Yine Yeni Yeniden

 

Yaşanan bazı şeyler vardır. Yaşarken ne olduğunu anlamazsın. Bu sayfayı yazarken başkaları için yazdığımı sanırken yollar sonra kendime yazdığımı fark etmem gibi.

Bazı dostluklar vardır. On yıl görüşmeyip tekrar karşılaştığında hiç ayrı kalmamış gibi kalındığı yerden devam edilir. Bu akşam onyıllar sonra tekrar rastladığım peygamber devesi gibi.

Bugün akşam Yang'i gezdirirken, 

hayatımda 3.kez 

peygamber devesi gördüm. 

Bahçenin duvarında,

Sokak lambası ışığında

Dans ediyor gibiydi

Durdurdum köpeğimi

Telefonun kamerasını açıp bir fotoğraf çektim

Sonra videoyu açıp çekmeye başladım

Yaptığım şeyden rahatsız oldu

Duvardan aşağı indi ben kaydetmeye devam ederken

Kafasını çevirip üçgen kafasıyla bana baktı

Kameraya bakıp

Hayırdır arkadaşım neyi çekiyorsun der gibiydi

Gezinti sırasında o hep aklımdaydı

Dönüşte yolumu o duvardan geçirdim

Onu gördüm aynı yerdeydi

Tam o sırada karşıdan gelen bir köpeğe yol vermek için karşıya geçtim

Sahibiyle selamlaşırken sesimi duyup kaçmış

Oturdum Peygamber Develerini araştırdım. Satışı yasaklanmış haberlerini gördüm. Peygamber devesi neden satılsın ki? dedim içimden. 

Özellikle canlı yem olarak çekirge, unkurdu gibi canlıları avlayıp yemesini izlemesi aşırı keyifli.

demişti satış ilanlarının birinde.

Sembol kitaplarında birşey bulamayınca chatgptye sordum.


"Peygamber devesi" adı verilen böcek, birçok kültürde farklı sembolik anlamlar taşır. Genel olarak, peygamber devesi meditasyon, sabır, dikkat ve maneviyatla ilişkilendirilir. Böceğin duruşu ve hareketleri, sükunet, sessizlik ve gözlem yapma yeteneği ile özdeşleştirilir. Ayrıca, avını yakalamak için uzun süre hareketsiz kalabilmesi, sabrı ve stratejik düşünmeyi temsil eder. Bazı kültürlerde ise peygamber devesi, manevi rehberlik veya ilahi bir mesajın sembolü olarak görülür. Bu nedenle, bu böceğin görünümü genellikle bir uyanış veya farkındalık işareti olarak yorumlanır. dedi hazreti chatgpt. 

Hayatta tesadüf olmadığına inanan ben, peygamber deveme isim bile koydum. Lilith. 

O artık benim hayvanım :)


Aynı buraya ilk taşındığımda gördüğüm arı kuşum gibi.

Hayatta tesadüf yoktu ve peygamber devesiyle bekle diyordu bana hayat. 

Sabırla avını, doğru anı bekle.

Çok dolgun sinekler, solucanlar, kurtçuklar olabilir.

En büyük çekirgeyi alacaksın bekle.

Bu kendime anlatılması gereken bir şeydi.

Kaç yaşındaki kendim okuyorum bunu bilmiyorum ama bu sayfaya en son 10 yıl önce yazmışım.

Yani artık 50sindeyim.

İstanbulun en iyi ve en yakışıklı Djyiyle evlendim :)

Fg Radyoya girip, bakıp, en iyisini alıp, çıktım diyebilirsiniz :)

Dünyalar tatlısı bir kızımız, asi bir kedimiz, sevgi dolu siyah labradorumuzla bahçe katı evimizde sıradan bir hayatımız var.

Bir süre çanta boyadım sattım, bir süre eğitim ve seanslar yaptım. Yaşam Koçluğu, Aile Dizimleri ve O alana da aynı Fgye girdiğim gibi girdim. Kendi alanımı, karmalarımı temizledim, hediyelerimi aldım ve çıktım. 

Talep var ama ...

Kim bilir o yolları aynı hevesle yürür müyüm? diye fısıldıyor kulağıma Ebru Gündeş

 Ne o çıldırdığım aile dizimi, ne innerspeak, ne sarkaç... Başkasıyla uğraşasım pek yok.

Ailem benden bunu beklemiyor zaten.

Altan geç geliyor ben evle ve çocuklarla ilgileniyorum. 

Gayet Domestik bir anne hayatı yaşıyorum.

Çanta boyarken, ilaç şirketinde müdür olmuş bir arkadaşım benle ay pek domestik olmuşsun şekerim diye dalga geçmişti de üzülmüştüm.

Şimdi şöyle düşünüyorum. Amaaan domestiğim arkadaş var mı :)

İyi ki de öyle.

Saçma sapan bir şirkette dört duvar arasında daracık kıyafetler topuklularla takılmaktansa, Yangin bokunu toplamayı tercih ederim.

Yaş 50 
Kilo 50

Aile ferdi sayısı 5

15 Eylülde girilecek enerji 5

Ne alaka demeyin sayılarla dans eden kadınım ben alışırsınız buna da.

Altan filmi açtı

Şeftalisini yemeye bile başladı.

Tekrar yazıcam.

Baylarsize

11 Şubat 2011 Cuma

uyanmak

ilişkiden uyanmak, uzun bir hastalıktan iyileşmek gibi. biraz mahmurluk var sanki üstünde, ama dinlenmiş, dinç, güçlü hissediyorsun kendini... her şarkı senin için çalıyor, yüzünde sebepsiz mutlu bir gülümseme, dudak ucun her daim sağa yatık ve emin ol ayrılığa dair eğlenceli şarkılar aşka dair olanlardan fazla.

27 Ocak 2011 Perşembe

en içindeki
en sarhoş
en doymak bilmez halinle severim seni sevgili
sen de üşüme sokul yanıma uyu hadi
çok horlama ama
ne beni
ne kendini

15 Ocak 2011 Cumartesi

galata

sıralarda oturmuş öğrenciler misali
dersin bitmesini bekleyen binalar arasında
halice yukardan sakince bakar
kız kulesinden hallice galata

14 Ocak 2011 Cuma

durdurulamaz emir megafonda

info : araba : BMW 5.40 guzergah : Bebek, Hisarustu, Etiler, Levent
arabadaki herkes ayik, icki veya baska birsey yok ;)



abi, bu arabada olup, durdurulamaz emir megafonla polis memuruna, "memuurr" diye bağırırken, gülmekten katılmak istedim. kaç kere izleyeceksiniz bilmiyorum da, beni çok eğlendirdi. seviyorum sizi. :)

12 Ocak 2011 Çarşamba